8 Eylül 2025 Pazartesi

İnternetsiz Gün

 Sabaha internet kısıtlamasıyla uyandım ama yazının içeriği internet kısıtlamasının nedenleri değil. Burada gündem, siyaset olmayacak. Bildirimsiz sosyal medyasız gün geçirme fırsatı deyip mutfağa girdim. Önce bir tencere yaprak sarması sonra mayalı poğaça derken akşamı mutfakta ettim. :) Bence güzel de oldu. 

Yemek hazırlarken çok sevdiğim felsefe içeriğinden de 3 bölüm izledim. Ülkece zor günler geçiriyoruz. Kimin neye inandığından, desteklediğinden bağımsız herkes gergin. İstedim ki bir gün her şeyden uzak olayım ve aanırım başardım. 

Değiştirmeye gücümün yetmeyeceği şeyler için endişelensem de bunu dengemi bozacak gale getirmemeye çalışıyorum. Yarın neye uyanacağımızı bilmiyorum ve bulduğum her fırsatta aileme, sevdiklerime sarılıyorum. 

4 Eylül 2025 Perşembe

Kendime Düşünceler (Felsefe Üzerine)

         Bloğun bugünkü yazısının konusu felsefe. Benim dönem dönem okumalar yaptığım, dönem dönem sıkılıp, “ben bu kadar düşünceyi taşıyamam” deyip kaçtığım, insan ve oluş üzerine nefis bir bilim dalı. Kendi halinde amatör bir okur olarak son dönemde Cengiz Çakmak hocanın anlatıcısı olduğu Felsefenin Serüveni’ni yayınlarını keyifle takip ediyorum. Hocanın eşsiz anlatımını dinlerken, neden bu konuda okuma yapmayayım diye düşündüm ve Küb’ün listesinde gördüğüm İlk Çağ Felsefe Tarihi’ne giriş yaptım. Eserin ilk cildini geçtiğimiz aylarda okumuştum. Dinlediğim podcast ve izlediğim yayınlarla kısa bir hatırlama yapıp notlarımı gözden geçirerek ikinci cilde başladım. 

        Oldukça heyecanlıyım diyebilirim. Allame olmak, okuduklarımı orada burada paylaşmak gibi bir niyetim yok. Sadece dünyaya bakış açımı geliştirmeyi hedefliyorum. Kendim için bir şeyler yapmayı seviyorum bu okuma da onlardan biri. 

        Haydi gazam mübarek olsun… 

3 Eylül 2025 Çarşamba

Hoşgeldin Eylül

Benim için Eylül sonbaharın ilk demlerini hissetmeye başladığımız günlerin başlangıcı demek. Yaz sıcaklarından sonra yavaş yavaş sararacak yaprakların heyecanındayım. 

Dondurucuya yaz sebzelerinden koymaya başlamıştım, az sonra semt pazarına gidip biraz daha alışveriş yapacağım. Memleketteyken semt pazarı mutluluk demekti. İstanbul’a yerleşince esnafın yerli üretici değil al/sat yapan insanlar olması yüzünden pazar alışverişinin keyfi azaldı ama sevdiğim yiyecekleri kışın da yiyebilmek istiyorsam gitmem lazım. 

Şu ara her şeye iyi yönünden bakıyorum  evet, hayat zor ama aslolan o zorluğun içerisindeki keyiflere tutunmak  

Bir heyecanım daha var, kiracı olarak oturduğumuz evi satın alıyoruz. Şubata kadar harcamalarımıza dikkat etmemiz gerekecek ama kiracı olmanın getirdiği stresten kurtuluyor olmak büyük mutluluk. 

Bu yüzde. Hoşgeldin Eylül, güzellikler getirdin.